Küresel Enflasyon Dalgaları Türkiye Ekonomisini Nasıl Etkiledi: Detaylı Analiz
Küresel enflasyonun zirve yapması, enerji maliyetlerini ve ithalat faturasını şişirerek Türkiye ekonomisi üzerinde ciddi baskı yarattı. Sermaye çıkışı hızlandı ve makro istikrar zorlandı.
GİRİŞ
2023 yılının son çeyreği itibarıyla küresel çapta enflasyon oranlarının zirve yaptığı gözlendi. ABD ve Euro Bölgesi başta olmak üzere gelişmiş ekonomilerde 40 yılın en yüksek seviyeleri kaydedildi. Bu yüksek enflasyon oranları, küresel para politikalarının agresif bir şekilde sıkılaşmasına yol açtı ve gelişmekte olan piyasalar, özellikle de Türkiye ekonomisi üzerinde doğrudan bir baskı oluşturdu. Uluslararası Para Fonu (IMF) tarafından yayımlanan raporlar, küresel fiyat artışlarının temel nedenlerinin tedarik zinciri aksaklıkları, Rusya-Ukrayna Savaşı'nın yarattığı jeopolitik riskler ve pandemi sonrası döneme ait güçlü talep şokları olduğunu belirtti.
GELİŞME
Gelişmiş ülke merkez bankalarının, özellikle ABD Merkez Bankası'nın (FED), enflasyonla mücadele amacıyla faiz artırımlarına hız vermesi, küresel risk iştahını düşürdü. Bu durum, uluslararası yatırımcıların riskli varlıklardan kaçınmasına ve sermayenin gelişmekte olan piyasalardan (EM) çekilmesine neden oldu. Türkiye, bu küresel sermaye çıkışından etkilenen ülkelerin başında geldi ve Türk Lirası, küresel faiz artırımlarının yarattığı çekim gücü karşısında değer kaybı yaşadı.
Küresel enflasyonun Türkiye ekonomisi üzerindeki en belirgin etkisi, enerji ve temel gıda emtiaları üzerinden gerçekleşti. Brent petrol fiyatlarının belirli dönemlerde 90 doların üzerine çıkması, Türkiye'nin büyük oranda dışa bağımlı olduğu enerji ithalat faturasını önemli ölçüde şişirdi. Bu maliyet artışı, yurt içi üretici fiyat endeksi (Yİ-ÜFE) verilerine anında yansıdı ve maliyet bazlı enflasyonu tetikledi. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan veriler, enerji ve ara malı fiyatlarındaki artışın, yurt içi enflasyonun ana sürükleyicisi olduğunu gösterdi. Ayrıca, küresel tedarik zincirlerinde yaşanan aksamalar, özellikle yarı iletken ve sanayi ara malı ithalatında ciddi gecikmelere ve maliyet artışlarına yol açtı. Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkilileri, küresel emtia şoklarının, Türkiye'nin cari işlemler açığı üzerindeki baskıyı artırdığını ve makroekonomik istikrar hedeflerini zorlaştırdığını rapor etti. Bu süreçte, hükümet, hane halkını korumak amacıyla enerji ve gıda ürünlerinde sübvansiyonları artırdı, ancak bu durumun bütçe dengesi üzerinde ek yük oluşturduğu kaydedildi.
SONUÇ
Netice itibarıyla, küresel enflasyon dalgası, Türkiye'nin hem dış ticaret dengesini hem de yurt içi fiyat istikrarını derinden etkiledi. Sermaye akışlarındaki oynaklık ve ithalat maliyetlerindeki yükseliş, Türkiye ekonomisinin kırılganlıklarını artırdı. Yetkililer, bu dış şoklara karşı bir dizi makro ihtiyati tedbir paketi uyguladı ve enflasyonu düşürme odaklı yeni bir ekonomi programı devreye soktu. Ancak, uluslararası kuruluşlar, küresel fiyat baskılarının tamamen hafiflemesi beklenene kadar, Türkiye ekonomisinin enflasyonla mücadele sürecinin zorlu bir seyir izleyeceği yönünde uyarılarını yineledi. Küresel risklerin yönetilebilmesi için yapısal reformlara hız verilmesi gerektiği vurgulandı.
📹 HABER VİDEOSU
Habere ait video bulunamadı
Yorumlar 0